YILLANMIŞ MEKTUP
8/6/2009 ·

Her satırda bir damla her satırda bir ağıt
Hem mektup hüzünlü; hem zarf,hem kağıt
Geri gelen bir mektup elimde buruş buruş
Satılık mısraları gözümde iki kuruş
Ne ümitle pullanıp postaya atılmıştı
Her kelime hasretle boyanıp yazılmıştı
Şimdi bir yılbaşıdır okuyorum oturup
Bir ben ağlamaklıyım bir de o mektup
Gözümde bir cümlesi üzeri çizik
Benmiyim söylesene bu serseri bu yitik
Altına bir not düşümüşsün''Kahrolup yanma''
Ölen kahrolur mu yaşadım sanma
Dışarda novel var odamda bir yas
Elimdeki kağıt senden son miras
Çek git diyor bana çek git birisi
Sonra ardından bir his, peki bunun gerisi
Derken okuyorum hem ağlayıp; hem susup
Bir ben yıkığım bu gece
Birde yıllanmış o mektup
BÜLENT
HADİ ANLAMA
8/6/2009 ·

Hadi anlama beni
Çek git öyle apansız
Hadi gözlerini al benden
Gözlerin ki yalansız..
Hadi sevmiyorum de bana
Sustur bütün şarkıları
Hadi ağlama de bana
Vur gözüme yağmurları..
_BIRAKMA_
8/6/2009 ·

Hani bir yangında bıraktın
Unutup gittin beni
Ve ben hala yanmaktayım
Bırakıp gittiğinden beri..
Şimdi bak!Çılgın ateşlerdeyim
Her yanımda kasırga
Ve yanmışım.. Ve örselenmişim..
Ne olur bırakma..
Boğulurum artık bu depremlerde
Küllerim savrulur..Can ellerinde
Gözyaşım sel olsa..Yetişmez artık
Yanmakta bedenim,cehenneminde..
BÜLENT
__AH ŞU DOKTORLAR__
2/12/2007 ·
Yok be kaptan abi ne anlatayım ki sana
Bilirsin olsa derdim,saklamazdım senden
Ki saklasam; derdimi anlatmaya utanır bak da gözlerimden anla demezdim hep sana..
İnanmadın değil mi?
Açma bu gece yarısı kanayan yaramı,açma be kaptan abi..
Anlatırsam ağlarsın yine..
Hava da buz gibi üşüyoıruz bak… bu saten sonra dayanmaz acıya sine..
Off offf kaptan abi…
Tamam anlatacağım işte, ama; yak önce bi cigara
Dumanlansın ciğerlerimiz,buğulu camlar gibi..
Nereden başlasam,hangi birinden..
Bizi yaktılar be kaptan abi..
Şu doktorlar yok mu ahh şu doktorlar
Beni türk hekimlerine emanet edin dedirten doktorlar.
Haa biz dedimde,şaşırdın
Evet ben değilim bu defa biz olduk kaptan abi
Biri var biri..bala de sana ona..bülentin balası..
Gerisini karıştırma
Çok mutluyduk önce,iki çocuk kadar pembemsiler içerisinde
Gerçekleri görmezden gelecek kadar
Kendimizi kandırabilecek kadar umutlu..
Ne olduysa doktorlara güvendikten sonra oldu
Bir sis sardı önce etrafımızı karardık
Gerçekler ortaya çıktıkça nasıl sarardık..
Bir heyet geldi gayb-ı ummandan
Alın götürün dediler cerrahpaşaya
Önce gözlerimizden başladılar
Onların ışığı sönmeliymiş,görmememiz için birbirimizi
Gözlerden başlarmış aşkın ilk detayları
Gözlermiş aşığın on ikiden vuran silahı
Derken cerrahi bir operasyonla aldılar gözlerimizi
Çaldılar gözlerimizi,göremezler artık sandılar
Ama ben gördüm onu…
Sonra bindirdiler bir sedyeye anlamadığım kelimeler konuştular
Aort disesksiyonları halledelim gibisinden..
Çok sonra anladım kalplerimizi alacakalardı
Girdiler bir yerlerimizden,kan revan içerisinde kaldık
Artık bitirdik dediler,bu olmazsa olmazlardanmış
Kalpmiş ısındıran aşığı maşuğuna
Kalp dediler duyguları götüren ,gözlerin musluğuna
Velhasıl kaptan abi,aldılar en güzel yanımızı
Merhamet şefkat kokan,sevda mekanımızı
Ama ben hissetim onu..
Çarçabuk koşuşturdular bir diğerine
Beynimiz gidecekti bu defa, akıl usumuz
Oysa bilmiyorlardı aşık akılsızdır diye
Kurcaladılar,aradılar..bulduk sandılar
Sarıldılar birbirine kutladılar..
Beyinmiş düşündüren sevgiliyi sevgiliye
Travmalar oluşurmuş,tümörler,daha neler neler
Kopardılar düşünen yanımızı
Ama hiç hesap etmemişlerdi mecnun yanımızı
Çünkü ben düşündüm onu...
Derken birer birer aldılar organlarımızı
Beden adına hiçbir şeyimiz kalmamıştı
Paramparçaydık be kaptan abi
Görsen ağlardın halimize,biz o hallere düşecek aşıklardan da değildik hani
Bir adamı çağırdılar cesetçi,morgcu diyorlardı adama
Soğuk bir odadada kaldık üç gün üç gece
İyice bakıştık,kafa kafaya verip ağladık
Şiirler yazdık,hiçbir şey anlayamadık
Onlar öldüler diye rapor hazırladılar
Oysa ölmedik
çünkü bu şiir kadar yalan,bu şiir kadar bitiktik...
BÜLENT
02.ARALIK.2007
___LİSELİM__
19/11/2007 ·


Bir sonbahar günü gidivermiştin
Dağları başıma yıkıvermiştin
Mektuba yazıp da veda etmiştin
Nerdeysen bir haber gönder liselim
Islak bir mendilin kalmış masada
Bıraktığın gibi öyle orada
Kalplerimiz hala tahta masada
Hatıran yetmiyor,sen gel liselim
Bir anda her şeyi bitiremem ki
Yorgun gözlerimi güldüremem ki
Bana sensizliği öğretemem ki
Gelip de halimi gör be liselim
Bazen yağmur gibi oldu yağdığın
Dert mi kaldı sanki bırakmadığın
Gel gör ki hayaller hep darmadağın
Bir veda etseydin,bari liselim
Kalem bana dargın artık yazmıyor
Kağıt düşman olmuş hep ağlatıyor
Okumak istesem akıl almıyor
Hayat okulunda,kaldım liselim
Ne tadı ne tuzu kaldı okulun
Sanki gerçek değil tatlı bir oyun
Hiç sonu gelmez mi bu uzun yolun
Bari adresini gönder,liselim
Ah bir sen de beni özleyiversen
Aniden sınıfa bir giriversen
Bırak ağlamayı bak döndüm desen
Ne olur bir süpriz,yapsan liselim
URFALININ GİDİŞİ....ALEMİN BİTİŞİ
BÜLENT
1999
__...BİR YABANCI GİBİ__...
19/11/2007 ·
Elbet unutursun o büyük aşkı
Sele döndürürsün gözümde yaşı
Yerlere eğdirip bu mağrur başı
Bir gece el olup,sen de gidersin
Yıllarca sevgiye hasret kalsak da
Yok olan bir ömre hep ağlasak da
Darmadağın olup pişman olsak da
Bir yabancı gibi,sen de gidersin
Atarsın gönlümü yerden yerlere
Satarsın aşkımı zalim ellere
Şarkımı düşürüp dilden dillere
Bir gece el olup,sen de gidersin
Leyla mecnununa kavuştu mu ki
Kerem aslısını buldu mu sanki
Sevenler ne zaman mutlu oldu ki
Bir yabancı gibi,sen de gidersin
Yaslara bürünür geçen mazimiz
Paramparça olur seven kalbimiz
Ne sen de düş kalır; ne de ben de iz
Bir gece el olup,sen de gidersin
Sımsıcak tenini sevgilin sarar
Hayırsız yüreğin beni yok sayar
Bütün hatıralar diz çöküp ağlar
Bir yabancı olup,sen de gidersin
Şarkılar hep böyle yürekten çalmaz
Gün gelir gözlerde sözünde durmaz
Bilirim balalık bize de kalmaz
Bir yabancı gibi,sen de gidersin
Yüreğinde açar kırmızı güller
Boynuna sarılır vefasız eller
Başında duvaklar,saçında tüller
Bir gece el olup,sen de gidersin
Yaralı kalbimden af dilemeden
Sensiz hallerimi gelip görmeden
Hoşça kal demeden,veda etmeden
Bir yabancı gibi,sen de gidesin
19.11.2007
BÜLENT
YÜREĞİMİN BAŞKENTİNDEN
21/10/2007 ·
Yüreğimin başkentinden,İstanbulun başkentine...
Sana sahibini yitirmiş bu satırları yazarken
Sen!Karın ağrılarından uzak
Uyuyor olacaksın yatağında.
Bir vapur düdüğü çalacak eminönünde
Taa kadıköyü delip sana uzanacak.
Sen bitirilmişliğin acısını yaşamayacaksın
Bilmiyor olacaksın yüreğimin yılgın halini..
Unutmuş olacaksın,şu kahrolası ağlayan şairini..
Bilme!bilmeni istemezdim ya!
Beni çılgına çeviren umutsuz kıvranışlarımı
Beni güçlü tanımalıydın;kararlı,adam gibi..
Ama olmadı yapamadım işte!
Çünkü heryerinde sen vardın bu şehrin.
Eski bir manastırın kapısındaydı gözlerin..
Bir parça sen vardın işte,parçalara böldüğün şu trajedik kaderimde..
Oysa alışkındım bırakıp gitmelere..
Giden olmak güzel duruyordu üzerimde..
Gitmeye karar vermiştim aslında
Ama;olmadı yapadım işte!
Bari sen git meeeeeeeee.....
Külleri cebimde hala,sensiz kalan hecelerin
Tutuşturdum karanlıktan korkarsın diye,siyahını gecelerin..
Gelmedin işte..gelmemeliydin.
Bir tarafımı o yüzden yarım bırakmıştım,bilirdim ne delisin.
Ve bir akşam hayallerini suya saldım
Sevginin kudsiyetini senden öğrenmek için
Gözlerindeki parıltıyı kaybettiğini taa o akşam anlamıştım.
Çaresiz kalmıştın,parayonalar içerisinde yalındın.
Şimdi beni hiç sevmedin mi diye sorma
Ben sevgiye dargınken..sen üzerine alındın..
Ne olur al artık ellerimi benden,çıkar serkeşliği üzerimden.
Bırak ayaklarımı bir deniz kenarına
Uğrunda basılmadık yeri kalmasın bedenimin.
Kurban ver mesela bacaklarımı,bindiğin bir tramvaya..
Saçlarımı bırak bir sabah rüzgarına
Birer birer bitir beni..
Her parçamı başka yerde bırak ki ışık kalmasın
Sakın ama sakın,gözlerimi alma yanına
Onları da as sevenlerin bağrına..
İşte bunları yapınca gör bak nasıl rahatlayacaksın
Mutluluktan İstanbulu ışık ışık koşacaksın.
Ve yorgunluktan duraksadığın bir an!
Eksik bir şeylerin var olduğunu anlayacaksın
Çünkü seni titreten bu şair yüzü,asla ama; asla unutamayacaksın...
BÜLENT
19.10.2007
SEVGİNİN BEDELİ
13/10/2007 ·
Biliyorum sensizliğe daha fazla dayanamayacağım
Bir akşam üzeri bedenimi,yıkık bir kaldırım taşına bırakacağım
Cebimde yarı yırtık bir resmin,gözlerimde bir damla yaş
Önümden geçenler beni zavallı bir deli sanacak
Oysa sevgimin yüceliğini bilmeyecek; ne düşman ne arkadaş
Ve sen aiçinde anlamsız bir burukluk hissedeceksin
Kitap okurken ellerin titreyecek
Manasız korkular sarcak yüreğini
Üzerime gazete örten bir polis tanıyacak beni
Kapın çalınacak..yüreğine kütt diye oturacak
İnanmayacaksın buna; bedenin buz kesecek,ayak parmakların üşüyecek
İki ellerinin arasına alacaksın başını, BALAMM diyeceksin
Ağlayacaksın..ağlayacaksın..
Bense göçmüş olacağım,senin hâlâ nefes aldığın bu alemden
Kabirde meleklere anlatacağım seni
Onlarda acıyacak..Anlayacaklar günahımın sevmek olduğunu
Ve apansız bir kıyamet kopacak
Ölüler fırlayacak yerlerinden
Anne emzierdiği çocuğu atacak ellerinden
Dost dostundan kaçacak,mecnun leylasından..
Herkesin derdi kendine yetecek
Bense o mahşer meydanında seni arayacağım
Karşıdan görüneceksin,kalbim duracak sanacağım
Usulca sokulacağım yanına
Dokunacağım dünyada dokunamadağım ellerine
Tutuşacak bedenimiz,yangınlar içerisinde
Yakalayacak bir zebani günahkar alnımızdan
Atacak bizi haviye denen ateşe
Yanacak yerlerimi kaldı diyecek bir diğerine
Ve rabbim EL VEDUD isminin tecellisiyle
O gizli sevginin hürmetine
Affedecek bizi...
Ve el ele tutuşup girin haydi cennetime diyecek
BÜLENT
13.10.2007
----__Ş İ R A__---
20/1/2007 ·
SÖYLE ŞİRA!
HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?
KELEBEKLER NEDEN KONMAZ YANLIZLIĞIN UĞULTUSUNA?
VE NEDEN YEŞERMEZ MEVSİMSİZ AYAZLARDA
KUTUPLARIN TRAJİK DESTANI
OYSA PENGUENLER YEMİNLERİYLE GÖMÜLÜRLER
TUTKUNUN VEFAKÂR BAĞRINA.
YALAN SÖYLEDİN GÜN BATIMINA VE BANA
BU KUCAĞINDA GETİRDİĞİN BAHAR DEĞİL
BASBAYAĞI MUSON,BASBAYAĞI KASIRGA
VE BAK ŞİMDİ BÜTÜN ACIMASIZLIĞIYLA
ÇULLANIYOR ÇİÇEKLERİM YALVARAN DURUŞUNA
ŞİRA DUR'
DUR Kİ BAHARSIZ KALMASIN TÜRKÜLERİM
EN KABUS FIRTINALARINA TERKETTİĞİN.
YİTİK PAGODA DA TUTSAK HALA
İÇİMDEKİ ÇOCUKLAR...
AVUÇLARIMDAKİ ÇARESİZLİKLE
YABANA HAYINA SARILIRKEN
ÇİÇEKSİZ İKLİMLERDE BÖYLE YÜZÜSTÜ
BIRAKIP GİTME BENİ...
YÜREĞİMİN KİTABELERİNDE TOZLANAN FİGÜRLERİN
TARİHE KIRGIN HİKAYESİ DAHA DİNLENMEMİŞKEN
RÜYALARIMIN ŞAFAĞINA GERDİĞİN BU AĞ
SİSLİ SAÇLARINDA GİZLEDİĞİN HAYAL KIRIKLIĞI
NEDEN ŞİRA?
HÜZNÜ RESMETTİĞİN TUVAL DEĞİL
BİR KORİDOR KARANLIĞINDA MAHKUM EDİLEN
KARANFİLİN BURUK YÜREĞİDİR.
BİRKALEMDE UMUDA YATIRILAN ÜRKEK NEFESİDİR
AHH ŞİRA!
GÜN BATIMINA SÖZ VERDİĞİN GİBİ
SÜRGÜN ETSEYDİM RENKELERDEN ÖFKEYİ
AH KANATLARINDA İNCİLEŞEN YAĞMURLARLA
GÖR BAK NE MARTILAR UÇUŞURDU ÇİZDİĞİN DENİZLERE.
NE YILDIZLAR DOLUŞURDU..
VE BEN DE LANETİNE UĞRAMAZDIM
ÇEKİK BAKIŞLARINDA SULADIĞIM ÖKSÜZ ÇİÇEKLERİN
BİR ŞAFAK VAKTİ ÇOBAN YILDIZININ ŞAHİTLİĞİNDE
KAYIP BÖĞRÜME ELLERİMİ
SÖZ VERMİŞTİN ONLARA
BİR MAZLUM UMUDUN HER DURAĞINDA
GÖTÜRDÜĞÜN KENDİMİ BEKLEYECEĞİM DİYE
MECNUNUN KEREMİN VARİSİYİM BEN
YERYÜZÜNDE MEZARI OLMAYANLARIN YANİ
HASRETLERDE BİRİKTİRİP ÇOĞALTTIĞIMIZ
AŞKLARI EKERİZ ZAMANIN SAÇLARINA
BOŞUNA ÇEKİP DURMA GECELERİMİ
PENCERENDE Kİ YILDIZLARLA
TAKVİMLER EKSİLMEZ ŞİRA...
HİÇ BİR ŞİİR HİÇ KİMSEYE....
BÜLENT 13 05 2006
« Önceki ::


